Bugun...


Metehan ÖZKÜN

facebook-paylas
Metehan Özkün Yazdı: Eve Dönüş
Tarih: 21-01-2020 13:09:00 Güncelleme: 21-01-2020 14:06:00


   Ülkemizdeki refah seviyesinin dibe vurduğu bu dönemde çelişkili ve gerçeği yansıtmayan iktidar beyanları inandırıcılığını yitirmiş, yitirmeye de devam etmektedir. Her seferinde toz pembe açıklanan enflasyon oranları, satın alma gücü, gelir seviyesinin muazzamlığı, dünyanın büyük ekonomileri arasında gösterilme, Milli sanayi devrimleri falan filan diye giden hurafeler silsilesinin artık tabanda, halkın arasında kabul görülmediği aşikar. Abraham Lincoln’un meşhur sözünü bu noktada hatırlamakta fayda var;"Bazı insanları her zaman kandırabilirsiniz, herkesi bazen kandırabilirsiniz ama herkesi her zaman kandıramazsınız". Evet! Herkesi her zaman kandıramadıkları bir döneme girdiler ve hızlı bir şekilde erimeye başladılar. Toplumun her kesimine doğrudan etki eden olumsuz yaşam koşulları iktidar seçmenini uykudan uyandıran bir nevi yüzüne su çarpan en büyük faktör oldu.

   Bundan sonraki süreç domino etkisi yapar mı, yapmaz mı şu aşamadabilemeyiz fakat yeni partilerin çalışma dinamikleri ve oluşturulacak akıllı-mantıklı ve gerçekçi ittifaklar bir dönemi kapatmak için büyük avantaj sağlayacaktır.Bu ittifak sürecinde ise blokta bulunacak her parti uzlaşmacı bir tavır sergilemesi gerekirken kırmızı çizgilerinin dışındaki konularda ise bir takım tavizler vermeye razı olmalıdırlar. Söz konusu ittifakın seçim stratejisi, kampanyası, toplumda yaratılacak algı ve hatta konuşma dili hassas bir şekilde ele alınmalı en küçük ayrıntılara kadar incelenmelidir.Çünkü Türkiye’nin daha fazla rantsal, egosal ve ben merkeziyetçi yönetim anlayışı ile zaman kaybetme lüksü kalmamıştır.

   Bu aşamada Kemalist-Ulusalcı yönetim anlayışı ve toplum ile aynı dili konuşabilme yeteneği siyasi devrimin en büyük yol göstericisi olacaktır.Çünkü Kemalizm ve Ulusalcılık bu ülkenin kök hücresidir. Yakalanılan hastalıkların tedavi şekli aynı zamanda en önemli reçetesidir. Birbirinden bağımsız düşünülmeyecek bu iki kavramın anlamsal içeriği ve eylemsel modeli için her ne kadar farklı sesler olsa da ülkenin bilinçaltında tek bir ses olarak var olmaktadır, var olmaya devam edecektir. Bu ses ise; Türk devriminin altı ilkesinden ibarettir. Kemalist bakış açısı ve politik stratejiler de bizlere bu ilkelerin durmayan bir devinim halinde nasıl işleyeceğini ve sonraki kuşaklara nasıl aktarılacağına dair yol haritasını göstermektedir.

Diğer bir açıdan baktığımızda da mutlak surette bazı kavramların günümüzün getirilerine göre revize edilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Lakin bu kavramların revize süreci de; içi boşaltılmış, kendi anlamından uzaklaştırılmış hatta menfaatler uğruna tekrar dizayn edilmiş şekilde olmamalıdır. Bu yüzden toplum ile kurulan siyasal iletişimlerde önce toplumu bilinçlendirmek daha sonra aktarılmak istenilen mesajı vermenin daha doğru olacağı kanaatindeyim. Görülen o dur kibugüne kadar ki ayrışmaların tamamına yakını bilgisizlik ve kurulamayan iletişimden (iletişimsizlikten) kaynaklanmaktadır.

   Ortak değerlerin ön planda birleştirici unsur olması “birlik olma” eyleminin en güçlü olgularından biridir. Ki bu değerlerin tarihsel ve siyasal taraflarının iyi analiz edilip, somut veriler, görüşler ve bilimsel çalışmalar ile desteklenip topluma empoze edilmesi bu yadsınamaz gücü daha da sağlamlaştıracaktır. Türkiye her ne kadar kozmopolit bir imaj çiziyor olsa da farklı kesimleri hem siyasi hem de sosyolojik alanda biraraya getirebilecek bir yapıya da sahiptir. Toplumun söz konusu değerlere olan aşırı hassasiyeti, duygu yoğunluğu ve birbirine benzer davranış biçimleri uç fraksiyonları kutuplarda birleştirme, olumlu temaslar kurma özelliğine de sahiptir.Biraz da bu yüzden Türk siyaseti homojenik ve aynı şekilde akışkan bir yapıya da sahiptir. Politik söylemlerin ve hamlelerin kısa vadelerde keskin dönüşlere sahip olması her ne kadar Siyaset Bilimi açısından bir handikap ya da zaaf olarak adlandırılsa da diğer bir yandan bakıldığında da toplumun siyasi katılımını ve etki alanını fazlalaştırdığını, sıcak tuttuğunu da söyleyebiliriz.

   İktidarda erime ve kopmalar günden güne devam ediyor. Ve AKP için tehlike çanları çalmakta. Diğer bir yandan ise ana muhalefetin ittifak ve seçim stratejisi hayati değer taşımakta. Bu çözülmeyi ülkenin lehine çevirebilecek önemli adımları zaman kaybetmeden atması gerekir. Ortadoğu’da her zamanki gibi sular kaynarken, ABD ve Rusya bölgedeki baskısını arttırıp Türkiye’yi siyasal bir paradoksun içinde tutarak, kendi çıkarları doğrultusunda bölgedeki “taşeron hizmetine” devam etmesini istemekte. Ve üzerine basa basa söylemek gerekir ki; belli bir stratejiye, vizyona sahip olunmadan gerçekleştirilen dış politika hamlelerinin, iç siyaseti ne kadar doğrudan etkilediğine tekrar şahit olmaktayız.

   Türkiye bu kabustan mutlaka uyanacaktır. Bunun sinyalleri yerel seçimlerde net bir şekilde verildi. Artık şu aşamada vitesi düşürmeden, mola vermeden, “sağa-sola” bakmadan eve dönüş yolunda ilerlemek lazım. Çünkü o evde bizi bekleyen ve çok özlediğimiz hak-hukuk-adalet ve güzel bir gelecek var!

 

Metehan ÖZKÜN

 

 



Bu yazı 814 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Mersin’de En Başarılı İlçe Belediyesi Hangisi ?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI